Ahmet Kaya’nın kızı Melis Kaya yıllar sonra konuştu

Ahmet Kaya'nın kızı Melis Kaya yıllar sonra konuştu

“BANA PAZARIN SESİNİ DİNLETİR MİSİN”-Ahmet Kaya bu ülkeden medyanın tetiklediği bir n-efret söylemi üzerine ayrılmak zorunda kaldı, çok sevdiği ülkesinden ayrılmak onu nasıl etkilemişti?Çok üzgün olduğunu hatırlıyorum. Sürekli bir k-eder ve yalnızlık hali, fakat bir yandan da bizlere hissettirmemeye çalışırdı. Sağlığı çok etkilendi. Ülkesini, ailesini çok özlüyordu. Mesela bir gün anneme telefon açıp “Gülten, pazara gidip bana pazarın sesini dinletir misin?” diyor. Bu talebin ve cümlenin etkisini üzerimden atamıyorum.”BABAM YALNIZ BIRAKILDI” Dilini, kültürünü, suyununun tadını bilmediğiniz bir ülkede bir anda sıfırlanıyorsunuz. Onun için yürümeyi yeniden öğrenmek gibidir hissi belki de. Sürgünün her türlüsü çok acı, biz de bunu kısmen yaşadık babamla fakat yine de bugünün şartlarıyla yirmi sene öncenin şartları arasında büyük fark olduğunu düşünüyorum. Babam hem sürgünde yalnızdı hem de ülkedeki arkadaşları tarafından çok yalnız bırakıldı. Bu yalnızlık çok hırpaladı, incitti onu.”HAYATIMIZ BİR GECEDE DEĞİŞTİ”-Sizi bu “haksız-adaletsiz” gidiş nasıl etkiledi?Bizim hayatımız bir gecede değişti. Bu bir süreç değildi. Bir gecede bütün ülkenin n-efret odağı haline geldik. Paris’e gelişinden bir yıl sonra da babamı kaybettik. Bugün demokrat zannedilen ya da addedilen bazı medyatik yüzlerin ve o dönemin gazetecilerinin yaşadıklarımız ve yalnızlığımız karşısında veballeri çoktur, hepsi kendini biliyor.”YOKLUĞU İLE BAŞA ÇIKABİLDİM Mİ BİLMİYORUM”-Babanız o-ldüğünde 13 yaşındaydınız… Büyürken onun yokluğu ile nasıl başa çıktınız?İnsan arada kanayan ve asla iyileşmeyen bir kesikle yaşamayı öğreniyor. Baba kaybı benim için böyle bir şey. Yokluğu ile başa çıkabildim mi ya da çıkabiliyor muyum bilmiyorum ama yarayla yaşamayı öğrendim.-Babanızı o-lmeden önce en son ne zaman görmüştünüz?Babamı kaybettiğimizde yanı başındaydık. Bazen gitmek için bizim orada olduğumuz bir anı kendisinin seçtiğini düşünüyorum.-Nasıl bir baba-kı-z ilişkiniz vardı?Çok düşkündük birbirimize. Sadece babamı değil, en sevdiğim oyun arkadaşımı da kaybettim.-Bir yazınızda “Eğer kaldıysa, bu yazıyı lütfen siz de en çocuk yanlarınızla bir kez daha okuyun ki beni anlayasınız…” diyorsunuz. Size bunu yazdıran duygu neydi? Arkasından söylenen kötü, vicdana sığmayan cümlelerle nasıl başa çıkıyorsunuz?Şimdi birçok konuda sosyal medya üzerinden örgütlenilip ortak refleks veya t-epki oluşturulabiliyor. Ben o cümleyi yazdığımda sosyal medya henüz gündemde yoktu. İnsanların empati kurmalarını istedim. Zaten bir süre sonra söylenenlere kulak asmayı ya da takip etmeyi bırakıyorsunuz çünkü o kadar fazla ki! Ben de öyle yaptım.-Ahmet Kaya’nın en sevdiğiniz yönü neydi?Çok var. Onunla sıkılmanız mümkün değildir, her zaman orijinal fikirleri vardır. Bir de bence sihirli olan şöyle bir yeteneği vardı; hayatı tutup ucundan ters yüz eder sonra beğenmezse öbür yüzünü çevirir, yine beğenmezse silip yeni baştan yazar hem de her zaman aynı yaşama inadıyla. Vazgeçmezdi yani. Hep güleç ve espiriliydi, en çok da kendiyle dalga geçerdi.-Sizde babanızın sevdiği ne gibi yönler vardı?Ona her anlamda çok benziyor oluşumdur diye tahmin ediyorum.